Entelektüel yayıncılıkta yeni bir açılım.

  • Üniversite

    Üniversitelerin ve üniversite kolejlerinin ortaya çıkış koşulları ile sonraki gelişimleri arasındaki ilişkileri dakik bir şekilde ele alan Delbanco, derin bir misyon bunalımı içindeki çağdaş üniversitenin yörüngesine dair üretilen muhtemel cevapların dikkate alması gereken konu başlıklarını listeliyor. Hızlı ve kestirmeci cevaplar yerine, üniversitelerin mevcut soru/sorunlarının iyi bir şekilde incelenmesi için ilgilileri nitelikli bir üniversite tartışmasına zihnen hazırlıyor. Delbanco’nun özellikle Amerikan üniversitelerinden dünyaya yayılan üniversitenin kültürel yaşamına dair gözlem ve değerlendirmeleri de çağdaş eleştiriler içinde en derinlikli ve incelikli yapılanlardan biri.

  • Birinci Dünya Savaşında Suriye

    Çalışmamız, Birinci Dünya Savaşı dönemi Suriye tarihinin sosyal ve ekonomik yönlerine katkıda bulunmasının yanında, Suriye’deki farklı gruplara karşı hükümet politikalarını ve bunların sosyal neticelerini aydınlatarak diğer çalışmaları tamamlamaktadır. Kitap, Suriye topraklarındaki hükümet politikaları ve bunların Dünya Harbi sırasındaki toplumsal etkileri üzerine önemli bir katkıdır. Anlatıların çoğu, ulus ötesi, alternatif bir perspektif ortaya koyarak günümüz Arap dünyasının sorunlarına ışık tutmaktadır. Mekân ve şahıs isimleri editör tarafından tutarlılık amacıyla standartlaştırılmıştır.

  • Osmanlı Kudüs’ü

    Kitap, 18. yüzyılda Osmanlıların Kudüs’teki siyasetinin nasıl şekillendiğini incelemekte; bu oluşumdaki araçları, kaynak yarattığı aracıların kimler olduğunu ve bunların etkinliklerini ele almaktadır. Devleti temsil eden veya taşradaki varlıklarıyla onun gözü olan kimselerin ve reayanın şikâyetleri de bu çalışmanın konusu içindedir. Kent kimliğini oluşturan unsurların ne olduğu ve Osmanlı coğrafyasında Kudüs’ün özgünlüğünü doğuran koşullar bu anlamda önem arzetmektedir.

  • Fısıldaşan Şehirler

    Erken modern dönemde Avrupa ve Ortadoğu arasında gerçekleşen bilgi akışı hakkında kaleme alınan bu çalışmanın merkezinde İstanbul’da doğan bilgiyi Londra ve Paris’teki muhataplara sözlü, el yazılı ve basılı iletişim araçları ile taşıyan sürecin araştırılması yatıyor. Bu tarz süreçlerin geçmişte var olması erken modern dünyayı araştıran tarihçilere pek de şaşırtıcı gelmez. Gelgelelim, erken modern tarihte dolaşımın dinamiklerine dönük ilgi gitgide artsa bile fiilen coğrafi engelleri ve dil engellerini aşarak cereyan eden gündelik iletişimin hakiki mekanikleri hakkında henüz pek az çalışma vardır.

  • Akademinin Yönetimi

    "Akademinin Yönetimi"; yükseköğretim yönetimi alanında seçkin araştırmalarıyla tanınan bir grup öğretim üyesinin yetkin makalelerini içermektedir. Yükseköğretim yönetimi ve ekonomisi ile lisansüstü eğitimdeki değişimler üzerine önemli eserleri bulunan Ronald G. Ehrenberg tarafından derlenen eser, Amerikan üniversitelerini merkeze alarak konuyu pek çok boyutuyla incelemektedir. Konuyu araştıran uzmanlar kadar, üniversite yöneticileri ve mensupları tarafından da zevkle okunabilecek bu eser Yükseköğretim Çalışmaları dizisini de zenginleştiren bir mahiyete sahiptir.

  • Gandhi Ânı

    Gandhi’nin temel görüşlerinden birisi şudur: Siyasal işlerin gerçek öznesi devlet değil vatandaştır. İşte bundan dolayı Gandhi için “görev” meselesi çok önemliydi. Bu görüşler temelinde Gandhi antik Hint kavramı ahimsayı çağdaş sivil ve demokratik bağlama ilintili hale getirmede başarılı olmuştur. Başarısının bir göstergesi günümüzde olumlu değişim için beşeri arayışta şiddetsizliğin devam eden cazibesidir. Yazar bu kitapta, küresel karar alma sürecinin daha fazla demokratikleşmesi ile modern egemenlik ilkelerine şiddetsizlik kavramının dâhil edilmesinin nasıl iç içe geçtiğini ve birbirini desteklediğini analiz etmektedir. Ulaştığı sonuç şudur: Gandhici fikirler, şiddetsizlik (şiddet dışı yöntemlerle mücadele) uygulamasının dünyamızda barışı tesis etmek için güvenilir tek zemin olduğunu göstererek, güç kullanma eğilimine sahip küresel siyasetçilerine hâkim olan düşünme biçimine karşı çıkar.

  • Körfez Krizi Kıskacında Katar

    Bu kitabın hazırlanmasında kısa vadeli bir amaç olarak krizin ilk yılını çeşitli bakış açılarıyla belgelemek, analiz etmek ve “alınan dersler”in bir ilk değerlendirmesini sunmak üzere, Katar Vakfı’yla bağlantılı muhtelif kurum ve kuruluşların entelektüel kaynaklarından ve uzmanlıklarından yararlanılması hedeflendi. Uzun vadede ise, bu kitabın, ablukanın özelde Katar toplumunda, daha geniş bağlamda ise bölgede ve uluslararası toplulukta yarattığı etkilerin ve bu tarafların krize yönelik yanıtlarının benzersiz ve derinlemesine bilgi verici bir kayıt olarak kullanılması umuluyor. Çalışma, birbiriyle örtüşen ama birbirinden ayrı bu iki amaç göz önünde bulundurularak Katar ablukasının ilk yılında ortaya çıkan dinamiklerin ender ve eşsiz bir görsel kaydını oluşturan (ve Georgetown Üniversitesi Uluslararası ve Bölgesel Çalışmalar Merkezi’nden Suzi Mirgani tarafından temin edilen) bir dizi fotoğrafla tamamlanıyor.

  • İsmet Özel ve Partizan

    İsmet Özel’in karakteristik özelliklerine ve bir bütün olarak entelektüel ve politik biyografisine dair bir açıklama modeliyle, parçacıl ve eklektik okumalara karşı çıkarak tutarlı, bütünsel bir anlatı kurmak isteyen bu çalışmaya karşı “gençlik dönemini genelleştirdiği”, sonraki dönem çalışmalarını (“Bir Yusuf Masalı”nı örneğin) gençlik evresine (“Evet, İsyan”a) indirgediği, göreli bir biçime evrensel ve mutlak bir statü verdiği türünden itirazlar geliştirilebilir. Hiç şüphe yok ki İsmet Özel’in muhtelif eserlerinin her biri spesifik olarak üzerine düşünmeyi ziyadesiyle hak etmektedir. Bu çalışma bir soyutlamaya dayanan genel bir modeldir.

  • Roman Diliyle İş Hayatı

    Bu kitaptaki yazılar, aklın kalbe, maddenin ruha, kasanın yasaya söz geçirdiği bir dünyanın edebî metinler üzerinden okunmasıdır. İktisatçı ve toplum bilimcilerin yakın zamanlara değin şüpheyle baktıkları bir yaklaşımdır bu. Yaşanmış ve yaşanmakta olan gerçekliği somut verilere dayanarak incelemek yerine, hayal ürünü metinlerle anlamak/açıklamak mümkün müdür? EVET, MÜMKÜNDÜR! Edebî yani uydurma olanları dahil olmak üzere, her türlü anlatı bizi gerçeğe ulaştırabilecek uzun, upuzun bir merdivenin basamaklarıdır.

  • Şiir, Milliyetçilik, İslâmcılık

    Kitap, muhtevası, yayın tarihi ve yazarı itibariyle Türk modernleşme tarihi bakımından mutlaka dikkate alınmayı hak eden bir öneme sahip bulunuyor. Zira Ahmed Muhiddin bu eserinde, Türkiye’nin 18. yüzyılın sonlarından 1920’lere kadar olan varoluş mücadelesini, fikrî serüvenini kuşatıcı bir bakışla resmetmeye çalışmakta; bu süreç içinde yerli dinamiklerle Batılı tesirlerin rolü, etkili akım ve şahsiyetlere hakim olan zihniyet yapısı gibi konularda çarpıcı tespitler yapmaktadır. Söz konusu süreci öncelikle dâhilî nedenlerle izah etmeye çalışması, yaşanan zihniyet dönüşümünün muharriki ve taşıyıcısı olarak modern şiiri görmesi, bu dönüşümü gerçekleştiren ilk neslin kendi kültür köklerine bağlı olduğunu, buna mukabil Batıcılığın ancak bu köklerden uzaklaşılması ile ortaya çıktığını tespit etmesi, dinin Türk toplumundaki belirleyiciliğinden hareketle, yaşanan dönüşümün dinî bir hüviyete sahip olduğunu belirtmesi bu çerçevede dikkat çeken değerlendirmeleridir

  • Bilincin Evreni

    Nasıl oluyor da bilinç belli nöral süreçler ile beyin, beden ve dünya arasındaki etkileşimlerin sonucunda doğuyor? Bu nöral süreçler bilinçli deneyimin anahtar niteliklerini nasıl açıklıyor? Her bilinç durumu birleşik ve bölünmezdir, fakat aynı zamanda, her bir kişi muazzam sayıda farklı bilinç durumu arasında tercih yapma şansına sahiptir. Farklı öznel durumları, diğer bir deyişle nitelceleri, nöral terimlerle nasıl anlayabiliriz? Bilince dair anlayışımız, katı bilimsel betimlemeleri insan bilgi ve deneyiminin daha geniş dairesiyle bağlantılandırmamızda bize nasıl yardımcı olabilir?

  • Eskimeyen Filmler 3

    Türk sinemasının mevcut birikimini gün yüzüne çıkarmak, tasnif etmek ve ilgili araştırmacıların hizmetine sunmanın yanı sıra geçmişte bu sahada yapılan teorik ve pratik anlamdaki üretimleri yeniden yorumlamak ve güncel olanı da bu birikime sıhhatli bir şekilde dahil etmek üzerinde durduğumuz konulardan biri idi. Bilim ve Sanat Vakfı’nda, İstanbul Şehir Üniversitesi’nin katkılarıyla, bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz Eskimeyen Film Günleri etkinliği de bu niyetin bir ürünü olarak ortaya çıktı... Sinemamızın ilk yıllarından son dönem üretimlerine uzanan geniş bir seçkiyi bütüncül bir okumaya tabi tutan Eskimeyen Film Günleri etkinliğinin önemli bir parçası da akademisyen ve sinema yazarlarının kaleme aldığı makalelerden müteşekkil kitap çalışması.

  • Osmanlı Medreselerinde İlim

    Osmanlı bilim tarihi, İslâm bilim tarihinin ihmal edilen ve az işlenen bir alanıdır. Geniş çerçevede Osmanlılarda, dar çerçevede Osmanlı medreselerinde riyâzî ve tabiî bilimlerin eğitim-öğretimiyle ilgili şimdiye kadar müstakil bir çalışma yapılmamıştır. Konuyla ilgili istenen ölçüde herhangi bir çalışmanın mevcut olmayışı, hal tercümesi kaynaklarındaki bilgi kıtlığından ve konuyla ilgili kaynaklara inilmeyişinden ileri gelmektedir. Gerçekten de başta kronikler ve haltercümesiyle ilgili eserler olmak üzere Osmanlı kaynaklarında, vakalar ve tayinler birinci planda gelmekte, siyasi hadiseler ve nasblar, aziller ağırlığı teşkil etmektedir.

  • Mihrap, Minber ve Devlet

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan günümüze kadar üzerinde en çok tartışılan ve ideolojik-siyasi boyutlarıyla daima gündemde tutulan konular arasında din en başta gelir. Hiç şüphesiz Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin belirleyici problemleri arasında İslam’ın bu yeni düzendeki yerinin ne olacağı meselesi önemli bir yer tutuyordu. Cumhuriyet’in kurucu dinamikleri açısından İslam, bir taraftan geleneksel dünyanın en esaslı parçası hüviyetiyle yeni düzen için bir tehdit unsuru olarak değerlendirilirken, öbür taraftan da rejimin toplumsal meşruiyetini sağlama potansiyeli sayesinde göz ardı edilemeyecek fonksiyonel bir güce sahipti. Bu paradoksal kargaşa Türk siyasi tarihine ve laiklik yorumuna da damgasını vurmuştur.

  • Osmanlı Deniz Ticareti

    Osmanlı denizleri diyebileceğimiz bilhassa Karadeniz, Akdeniz ve Kızıldeniz üzerinden yapılan iç ve dış ticaretin bütün yönleriyle araştırılmasının önemi ve Osmanlı deniz ticaretinin ulaştığı düzeyin anlaşılması için çok daha fazla araştırma yapılması gereği ortaya konulmaya çalışıldı. Ulaşımın esas itibarıyla deniz yollarından gerçekleştiği Osmanlı dönemi ticaretinin ayrıntılarını anlamamıza yardım edecek (ticaret gemilerinin seyahat izinleri demek olan izn-i sefine ve gümrük kayıtları gibi) arşiv belgelerine dikkat çekildi. Uluslararası deniz ticaretinin önemli temsilcileri olan Venedik, İngiltere, Fransa, Hollanda ve Rusya gibi devletlerin Osmanlı denizlerindeki ticaretini, Osmanlı ticaretinin bir parçası olarak inceleme zaruretine işaret edildi. Osmanlıları görmezden gelerek bu kadim coğrafyadaki gelişme ve değişimleri sağlıklı biçimde değerlendirme imkânı yoktur. Ayrıca bu araştırmalar sırasında devletlerarası ilişkilerin seyrinin deniz ticaretine müspet veya menfi etkisinin boyutları da dikkate alınmalıdır.

  • Demir Duvar

    Kitabın konusu, başlıktan da anlaşılacağı gibi, savaş ve barış arayışları esnasında İsrail’in Arap komşularıyla ilişkileridir. Ancak kitap Arap-İsrail anlaşmazlığının kapsamlı bir tarihinden ziyade, İsrail’in Araplara yönelik siyaseti hakkındadır. Kitabın bütününde vurgu İsrail üzerindedir: İsrail dış politikasının Siyonist temelleri, İsrail dış politikasının iç siyasi bağlamı, İsrail’in algı, taktik ve stratejileri. Başka bir deyişle bu kitabın konusunu İsrail ve Araplar arasındaki ilişkiler değil, aktörlerden birinin, yani İsrail’in tavrına yakın-plan bir bakış oluşturmaktadır.

  • Romanperver İktisatçı

    Bir dizi konuşma ve konuşma üsluplu kısa yazılardan oluşan bu kitapçık, son çeyrek yüzyıldaki roman’tik iktisat ve toplumbilim okumalarımı harmanlıyor. Ana fikrini iç içe üç üçleme ile dillendireyim: Modernlik üç kâğıttır. Üç matbû (basılı) kâğıt: Kâğıtpara, gazete ve roman. Kâğıtpara olmasaydı Kapitalizm, gazete olmasaydı Ulus, roman olmasaydı Birey olmazdı. Kapitalizm, Kanaat Ekonomisi değil; ulus Millet değil; birey de İnsan değil.

Yeni Çıkanlar

Medeniyetlerin Ben-idraki
Ahmet Davutoğlu

Son dönemde en çok kullanılan ama üzerinde en az tefekkür edilen kavramların başında medeniyet ve onunla irtibatlı tanımlamalar gelmektedir. Bu kitap, kapsayıcılığı, bütüncül niteliği ve oluşturduğu geniş anlam haritası ile son derece önemli bir muhteva barındıran medeniyet kavramı ve teorisi etrafında bir zihnî yenilenme gerçekleştirebilmek amacıyla kaleme alınmıştır.

Medeniyet Dönüşümü
Ahmet Davutoğlu

Bugün Müslüman toplumların aydınları ve siyaset yapımcıları bu yüzleşmeyi düşünce özgürlüğü içerisinde rasyonel ve samimi bir şekilde gerçekleştirmekle sorumludurlar. Bu kitap böylesi bir yüzleşmeyi yapabilmek amacıyla daha Soğuk Savaş’ın ilk yıllarında kaleme alınmıştı. Şimdi Türkçe olarak yayınlanan bu eserin, son çeyrek asırda zarureti daha da belirginleşen böylesi bir yüzleşmeye katkıda bulunacağını ümit ediyoruz.