Entelektüel yayıncılıkta yeni bir açılım.

  • Osmanlı Deniz Teknolojisi

    Osmanlı İmparatorluğu, Karadeniz ve Marmara gibi iç denizlerin yanı sıra Akdeniz ve Hint denizleri gibi uluslararası sularda da varlık göstermiş, güçlü donanması ve takip ettiği deniz politikaları sayesinde 16. yüzyıldan itibaren denizlerdeki etkinliğini artırmıştır. Osmanlı’nın deniz gücünü anlamak için sadece siyasi, ticari ve hukuki gelişmelere değil teknolojik ilerleme ve dönüşümlere de odaklanmak gerekmektedir. Osmanlı donanma gemilerinin özellikleri ve gemi teknolojisine bağlı değişimler; 17. yüzyılda kürekli kadırgalardan yelkenli kalyonlara geçiş süreci; Tersâne-i Âmire’nin yapısı ve çalışanları; kalyon ve havuz inşası için getirilen yabancı uzmanların Osmanlı denizciliğine katkıları; Osmanlı donanmasında top döküm faaliyetleri ve kalyonların top kapasiteleri gibi başlıklar, arşiv belgeleri, ikincil literatür ve görsel materyal eşliğinde inceleniyor.

  • Fransız Üniversitelerinin Uzun Yürüyüşü

    Avrupa ulusları içinde kendine özgü bir çizgi izleyen Fransız üniversitelerinin Fransız Devrimi’nden günümüze değin yaşadığı dönüşümü inceleyen önemli bir eser. Fransız üniversiteleri Avrupa ulusları içinde kendine özgü bir çizgi izlemiştir. Fransız Devrimi’nden sonra üniversiteler lağvedilerek Büyük Okullar sistemi genişletilmiş; Napolyon’un merkeziyetçi yönetiminde tek bir İmparatorluk Üniversitesi altında fakülte sistemi şekillenmiştir. 1968 sonrasında ise üniversiteleri tüzel kişilik olarak yeniden güçlendirmeyi amaçlayan çok sayıda reform süreci uygulamaya konmuştur. Avrupa’nın önde gelen yükseköğretim uzmanlarından Christine Musselin, Fransa’da bir fikir olarak Üniversite’nin yaşadığı düşüş ve yükseliş tarihini tüm kurumsal değişimleri ve sosyo-politik bağlamları içinde ele alıyor. Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılı ve Cumhuriyet döneminde Türk yükseköğretim sistemine de ilham vermiş Fransız yükseköğretimi ve kurumlarının bu ustalıklı anlatısı Türkiye’deki yükseköğretim araştırmacıları için de önemli bir başvuru kaynağı olacaktır.

  • Doğadaki Düzeni Keşfetmek

    Doğa tarihi, on sekizinci yüzyılın ortalarında bir disiplin olarak ortaya çıkışından bu yana yaşam bilimlerinin merkezinde yer aldı. Hayatın temel düzenleyici teorisi olan evrim düşüncesinin ortaya çıkmasına öncülük etti ve bugün de etkileyici düzeyde pratik değere sahip, önemli bir bilim dalı olmaya devam ediyor. Bunların yanı sıra ekoloji, tarım, tıp ve çevre bilimleri gibi ileri çalışmalardaki merkezî rolü nedeniyle büyük boyutlu bir popüler ilginin de odağında. Paul L. Farber, Doğadaki Düzeni Keşfetmek adlı bu eserinde Aydınlanma’dan bu yana doğa tarihi geleneğinin izini sürüyor ve onun, yaşam bilimleri çatısı altındaki diğer araştırma alanlarıyla ilişkisi üzerine kafa yoruyor. Genel okuyucu kitlesi ve öğrenciler için yazılan bu eser, ilk doğa tarihçilerinin maceralarını, sınıflandırma sistemlerinin altında yatan fikirleri, müze ve hayvanat bahçelerinin gelişimini ve örnek toplayıcıların giriştikleri eylemlerin altında yatan nedenleri keşfe çıkarken bir yandan da bu uzun ömürlü bilimsel disiplinin hikayesi içinde sosyokültürel bağlamın, kurumsal düzenlemelerin ve hükümet desteklerinin sahip olduğu öneme değiniyor.

  • Din Felsefesinin Ana Konuları 5'li Set

    Din Felsefesinin Ana Konuları: İslam Düşüncesinden Seçme Metinler, din felsefesinin temel meselelerini, İslam’ın klasik çağında kelâm, felsefe, tasavvuf ve fıkıh usulü gibi düşünce gelenekleri içinde kaleme alınmış metinlerden yapılan seçkiler eşliğinde incelemeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda eser, bu entelektüel geleneklerin kendi iç çeşitliliklerini de yansıtacak şekilde dinî inançların anlaşılması ve yorumlanmasına dair geliştirilen öğretilerin açıklama gücüne ve aklî-felsefî değerine odaklanıyor. Derleme, bu yönüyle, klasik İslam düşüncesinde din ve dinî inançlar etrafında geliştirilen izahların, günümüz insanının arayışları ile nasıl ilişkilendirilebileceğini merak edenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olmaya aday. Beş ciltten oluşan derleme, din felsefesinin on temel konusunu ele alıyor: Din ve Akıl, Din ve Ahlâk, Dinî Tecrübe ve Dinî Bilgi, Olağanüstü Olaylar, Tanrı’nın Varlığı ve Birliği, Tanrı ve Âlem, Dinî Metinlerin Anlaşılması, Din Dili ve İlâhî Sıfatlar, Dinî Çeşitlilik, Ölüm ve Sonrası.

  • Din Felsefesinin Ana Konuları 1

    Din Felsefesinin Ana Konuları: İslam Düşüncesinden Seçme Metinler, din felsefesinin temel meselelerini, İslam’ın klasik çağında kelâm, felsefe, tasavvuf ve fıkıh usulü gibi düşünce gelenekleri içinde kaleme alınmış metinlerden yapılan seçkiler eşliğinde incelemeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda eser, bu entelektüel geleneklerin kendi iç çeşitliliklerini de yansıtacak şekilde dinî inançların anlaşılması ve yorumlanmasına dair geliştirilen öğretilerin açıklama gücüne ve aklî-felsefî değerine odaklanıyor. Derleme, bu yönüyle, klasik İslam düşüncesinde din ve dinî inançlar etrafında geliştirilen izahların, günümüz insanının arayışları ile nasıl ilişkilendirilebileceğini merak edenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olmaya aday. Beş ciltten oluşan derleme, din felsefesinin on temel konusunu ele alıyor: Din ve Akıl, Din ve Ahlâk, Dinî Tecrübe ve Dinî Bilgi, Olağanüstü Olaylar, Tanrı’nın Varlığı ve Birliği, Tanrı ve Âlem, Dinî Metinlerin Anlaşılması, Din Dili ve İlâhî Sıfatlar, Dinî Çeşitlilik, Ölüm ve Sonrası.

  • Din Felsefesinin Ana Konuları 2

    Din Felsefesinin Ana Konuları: İslam Düşüncesinden Seçme Metinler, din felsefesinin temel meselelerini, İslam’ın klasik çağında kelâm, felsefe, tasavvuf ve fıkıh usulü gibi düşünce gelenekleri içinde kaleme alınmış metinlerden yapılan seçkiler eşliğinde incelemeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda eser, bu entelektüel geleneklerin kendi iç çeşitliliklerini de yansıtacak şekilde dinî inançların anlaşılması ve yorumlanmasına dair geliştirilen öğretilerin açıklama gücüne ve aklî-felsefî değerine odaklanıyor. Derleme, bu yönüyle, klasik İslam düşüncesinde din ve dinî inançlar etrafında geliştirilen izahların, günümüz insanının arayışları ile nasıl ilişkilendirilebileceğini merak edenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olmaya aday. Beş ciltten oluşan derleme, din felsefesinin on temel konusunu ele alıyor: Din ve Akıl, Din ve Ahlâk, Dinî Tecrübe ve Dinî Bilgi, Olağanüstü Olaylar, Tanrı’nın Varlığı ve Birliği, Tanrı ve Âlem, Dinî Metinlerin Anlaşılması, Din Dili ve İlâhî Sıfatlar, Dinî Çeşitlilik, Ölüm ve Sonrası.

  • Din Felsefesinin Ana Konuları 3

    Din Felsefesinin Ana Konuları: İslam Düşüncesinden Seçme Metinler, din felsefesinin temel meselelerini, İslam’ın klasik çağında kelâm, felsefe, tasavvuf ve fıkıh usulü gibi düşünce gelenekleri içinde kaleme alınmış metinlerden yapılan seçkiler eşliğinde incelemeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda eser, bu entelektüel geleneklerin kendi iç çeşitliliklerini de yansıtacak şekilde dinî inançların anlaşılması ve yorumlanmasına dair geliştirilen öğretilerin açıklama gücüne ve aklî-felsefî değerine odaklanıyor. Derleme, bu yönüyle, klasik İslam düşüncesinde din ve dinî inançlar etrafında geliştirilen izahların, günümüz insanının arayışları ile nasıl ilişkilendirilebileceğini merak edenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olmaya aday. Beş ciltten oluşan derleme, din felsefesinin on temel konusunu ele alıyor: Din ve Akıl, Din ve Ahlâk, Dinî Tecrübe ve Dinî Bilgi, Olağanüstü Olaylar, Tanrı’nın Varlığı ve Birliği, Tanrı ve Âlem, Dinî Metinlerin Anlaşılması, Din Dili ve İlâhî Sıfatlar, Dinî Çeşitlilik, Ölüm ve Sonrası.

  • Din Felsefesinin Ana Konuları 4

    Din Felsefesinin Ana Konuları: İslam Düşüncesinden Seçme Metinler, din felsefesinin temel meselelerini, İslam’ın klasik çağında kelâm, felsefe, tasavvuf ve fıkıh usulü gibi düşünce gelenekleri içinde kaleme alınmış metinlerden yapılan seçkiler eşliğinde incelemeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda eser, bu entelektüel geleneklerin kendi iç çeşitliliklerini de yansıtacak şekilde dinî inançların anlaşılması ve yorumlanmasına dair geliştirilen öğretilerin açıklama gücüne ve aklî-felsefî değerine odaklanıyor. Derleme, bu yönüyle, klasik İslam düşüncesinde din ve dinî inançlar etrafında geliştirilen izahların, günümüz insanının arayışları ile nasıl ilişkilendirilebileceğini merak edenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olmaya aday. Beş ciltten oluşan derleme, din felsefesinin on temel konusunu ele alıyor: Din ve Akıl, Din ve Ahlâk, Dinî Tecrübe ve Dinî Bilgi, Olağanüstü Olaylar, Tanrı’nın Varlığı ve Birliği, Tanrı ve Âlem, Dinî Metinlerin Anlaşılması, Din Dili ve İlâhî Sıfatlar, Dinî Çeşitlilik, Ölüm ve Sonrası.

  • Din Felsefesinin Ana Konuları 5

    Din Felsefesinin Ana Konuları: İslam Düşüncesinden Seçme Metinler, din felsefesinin temel meselelerini, İslam’ın klasik çağında kelâm, felsefe, tasavvuf ve fıkıh usulü gibi düşünce gelenekleri içinde kaleme alınmış metinlerden yapılan seçkiler eşliğinde incelemeyi hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda eser, bu entelektüel geleneklerin kendi iç çeşitliliklerini de yansıtacak şekilde dinî inançların anlaşılması ve yorumlanmasına dair geliştirilen öğretilerin açıklama gücüne ve aklî-felsefî değerine odaklanıyor. Derleme, bu yönüyle, klasik İslam düşüncesinde din ve dinî inançlar etrafında geliştirilen izahların, günümüz insanının arayışları ile nasıl ilişkilendirilebileceğini merak edenler için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olmaya aday. Beş ciltten oluşan derleme, din felsefesinin on temel konusunu ele alıyor: Din ve Akıl, Din ve Ahlâk, Dinî Tecrübe ve Dinî Bilgi, Olağanüstü Olaylar, Tanrı’nın Varlığı ve Birliği, Tanrı ve Âlem, Dinî Metinlerin Anlaşılması, Din Dili ve İlâhî Sıfatlar, Dinî Çeşitlilik, Ölüm ve Sonrası.

  • “İrad ve Mesarifat Beyan Olunur”

    Söz konusu defterleri ilk defa yayımlayarak araştırmacıların dikkatine sunan bu çalışma; defterlerin şekli özelliklerine, 61. bölüğün yapısına, gelir ve giderlerin işleyişine odaklanan bölümlerin yanı sıra esasen üç defterin tam transkripsiyonunu içermektedir. Defterler yeniçerilerin merkez ve taşradaki yoldaşlarıyla bağlantıları, sefer hazırlıkları, tüketim alışkanlıkları ve kullandıkları eşyalar gibi birçok konuda da önemli bilgiler sunmaktadır.

  • Yeryüzünün En Büyük Hapishanesi

    Dünyanın en uzun süreli ve trajik çatışmalarından birinin bu kapsamlı incelemesinde Pappé, işgalin temelini oluşturan generallerin ve politikacıların motivasyonlarını ve stratejilerini –ve bizzat karar alma sürecini– analiz etmek için yakın zamanda gizliliği kaldırılan arşiv belgelerini kullanıyor. Pappé, bir milyondan fazla Filistinliyi kontrol etmek için kurulan yasal ve bürokratik altyapılardan, bu kontrolü şiddetle uygulayan güvenlik mekanizmalarına kadar dünyanın en büyük ‘açık hapishane’sinin resmini çiziyor.

  • Modern Bilimin Yeni Metafizik Temelleri

    Nedenselliğin gerçeklik anlayışımızdaki rolünü kapsamlı şekilde inceleyen bu kitap, Noetik Bilimler Enstitüsü’nün Nedensellik Projesi’nin bir ürünüdür: gerçekliği neyin oluşturduğuna ve olayların nasıl gerçekleştiğine dair bir araştırma.

  • Tuz ve Taş Üstünde

    Bu kitapta farklı vilayetlerden, mesleklerden, mezheplerden ve ideolojilerden otuz küsur Suriyeli hem rejim, isyan/devrim, savaş ve göçe dair kendi hikâyelerini ve şahitliklerini anlatıyor hem de duygu ve düşüncelerini paylaşıyor.

  • Felsefe Nedir?

    “Felsefe Nedir? ele aldığı konuların kapsamı itibarıyla etkileyici bir kitap. Felsefi açıdan önemli ve merak uyandıran konular, entelektüel bir adanmışlıkla kaleme alınmış sarih metinler… Felsefeye yeni başlayanlar için önemli bir kaynak.” Stephen Hetherington, UNSW, Avustralya “Felsefe Nedir? alanında önde gelen akademisyenlerin kaleme aldığı ufuk açıcı bir çalışma. Felsefe disiplininin güncel temel konularını canlı bir üslupla ele alan bu eser, yeni başlayanlar için son derece faydalı olacaktır.” Claudine Tiercelin, Collège de France ve Institut Jean Nicod, Fransa

  • Kent Sosyolojisi

    Günümüzde kent sosyolojisinin en çok araştırma yapılan alanı küresel kentlerdir. Artık küresel kent çalışmaları farklı coğrafyalardaki kentleri birbirleriyle olan bağlantılarıyla incelemeyi gerektirmektedir. Bu kitap, küresel kentlere odaklanmak suretiyle soylulaştırma, gelir eşitsizliği, sınıfsal ayrışma, turizm ve kültürel ekonomi gibi konu başlıklarını ayrıntılarıyla incelenmektedir. Okuyucu bu kitapta geleneksel olarak kent sosyolojisiyle ilişkilendirilen çoğu konuya dair tartışmalar bulacaktır. Modern kentler sanayileşmenin pek çok veçhesiyle ilişki içerisinde incelenirken, küresel kentler sanayisizleşme ve postmodernizm bağlamında analiz edilmektedir. Kavramlarla somut mekânlar arası bağlantı kurmada ve çağdaş kentsel gelişmenin küresel doğasını kavramada yol gösterici bir ders kitabı…

  • Şairin Filistini

    Mourid Barghouti, 1967 Arap-İsrail savaşı nedeniyle otuz yıl süreyle Filistin dışında yaşamak zorunda bırakılan dünyaca ünlü Arap şair ve entelektüel. Barghouti, elinizdeki eserde, bir yandan memleketine kavuşma anını ve uzun bir aradan sonra yeniden kavuştuğu memleketinin durumunu satırlara döküyor, diğer yandan da sürgünde geçirdiği otuz yılda Filistin siyasetinde yaşanan dönüm noktaları hakkında kayda değer tespitlerde bulunuyor.

  • Kamusal Entelektüel

    Bu siyasi hatırat, Richard Falk’un hem kamusal entelektüel hem de gezgin yurttaş olarak uluslararası düzeyde seçkin bir isim haline gelişini çocukluğu, eğitim hayatı, eserleri ve aktivizmi ekseninde ortaya koyuyor. Falk’un kamusal gündeminde öne çıkan iki tema, günümüz çatışmalarına kafa yormak ve insani ve ekolojik sınırlara duyarlı bir gelecek tasavvur etmektir.

  • Sınırda

    Dallmayr entelektüel olarak fenomenoloji, varoluşçuluk ve eleştirel teoriden hermenötik, postmodernizm ve post-sekülerizme kadar birçok büyük perspektifle etkileşim içinde olmuş ve bu onun kendine özgü bakış açısını şekillendirmesine katkıda bulunmuştur. Bu çerçevede Dallmayr, ben ve öteki arasındaki temasları egoya, diyaloğu monoloğa, diyalojik kozmopolitliği şoven iktidar politikalarına ve ilişkiselliği durağan kimliğe yeğlemiştir.

  • Rusya İmparatorluğu’nun Müslümanları

    Kitap, Rusya İmparatorluğunun son yıllarındaki hızlı değişim sürecine odaklanarak, Rusya’nın İdil-Ural Havzasında yaşayan Müslüman toplulukların çetrefilli dönüşüm sürecini, çarlık idaresini ve uzun 19. asırda (1789-1914) etkili olan bölgelerarası değişimin ve etkileşimin dinamiklerini ele alıyor.

  • Arap Ayaklanmalarını Yeniden Düşünmek

    2010 yılının son günlerinde Tunus’ta başlayıp bütün Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerini içine alan bir dönüşüm sürecine Arap Baharı adının verilmesi, uzun bir kış sonrasında gelen bahar aylarıyla kurulmak istenen benzerlik nedeniyle idi. Bazı ülkelerde 40 yıla varan siyasi süreklilik veya durağanlık sonrasında tarih çok hızlı akmaya başladı ve hemen hiç kimsenin beklemediği şekilde birbiri ardına bölge ülkelerinde ciddi değişimler gerçekleşti. Her bir ülkede farklı toplumsal sebeplerden bahsedilebilecek olsa da değişimin yaşandığı pek çok ülkede olaylara neden olan bir dizi siyasi ve ekonomik unsurdan bahsetmek mümkündür. Ortadoğu’da sistemik bir kırılmaya yol açan Arap ayaklanmalarının başlangıcı ve sonrasındaki gelişmeleri farklı dinamikleri dikkate alarak yeniden değerlendiren bu çalışma, sürecin ikinci on yılında geçmiş tecrübeler ve mevcut durumu dikkate alarak bölgenin geleceğine ışık tutmaya çalışmaktadır.

  • İki Benlik

    Bu kitapta Klein benliğin nedensel açıdan etkili, deneyimde ve davranışta farklı roller oynayan, metafiziksel açıdan farklı (maddi ve gayri-maddi) veçhelere sahip gerçek bir fenomen olduğunu ileri sürüyor. Bir bütün halinde benliğin ancak bu iki farklı veçhenin etkileşimi sonucunda fenomenolojik bir gerçeklik haline gelebileceğini iddia ediyor.

  • Coğrafyanın İntikamı

    “Robert D. Kaplan’ın bu fevkalade derinlikli ve büyüleyici kitabı kadim bir hakikate ışık tutuyor: Coğrafya, Firavun Mısır’ından Arap Baharı’na milletlerin kaderini belirleyen en etkili faktördür.” Henry Kissinger “Kaplan’ın inkâr edilemez gerçeklerle yüzleşme konusundaki istekliliği, Coğrafyanın İntikamı’nı stratejik düşünce görüntüsü altında gönülleri okşayan manifestolara karşı değerli bir panzehir kılıyor.” The Daily Beast “Kaplan, geçmişte ve bugün insani çatışmaları besleyen şeyin, –rakip dinlerin ve ideolojilerin yayılması kadar– yeryüzünün jeofiziksel yapısı olduğunu yüksek sesle hatırlatıyor.” Malise Ruthven, The New York Review of Books “Coğrafyanın İntikamı küresel siyaset ve jeopolitik strateji ile ilgilenen herkesin okuması gereken bir eser.” The Post and Courier

  • Roman Diliyle Emperyalizm

    Sömürgecilik, sömürgecinin askerî, siyasî veya iktisadî gücü ölçüsünde değil, edebî gücü ölçüsünde kökleşir. İktisaden güçlenseniz bile, hikâyenizi kim yazıyorsa, efendiniz odur. Tarih de bu hikâyeye dahildir. Bu kitapta Türk ve Afrika romanından hareketle, sömürgeciliğe ve daha genel anlamda emperyalizme karşı mücadelenin neden “itaatkâr bir direniş”e dönüştüğü tartışılıyor.

  • Sosyal Bilimlerde Karşılaştırmalı Tarihsel Analiz

    Sosyal bilimlerde uzun ve seçkin bir tarihe sahip olan karşılaştırmalı tarihsel analizin süreç içindeki kazanımlarını değerlendiren, devam edegelen sorunları tartışan ve gelecek için gündemleri keşfeden bu derleme, temelde üç ana mevzu üzerinde duruyor: 1960-70’lerden sonra alandaki bilgi birikimi; süreci ve tarihsel yöntemleri incelemek için kullanılan analitik araçlar; çıkarımlar yapmak ve teoriler oluşturmak için mevcut metodolojiler.

  • İmparatorluğun Çöküşü

    19. yüzyıldan başlayarak günümüze kadar Rusya’da Batı’daki anlamda evrensel hukuk kavramı ve normları, ne medeni hukuk ne de kamu hukuku alanlarında gelişmiştir. Ülke, hukukunu, kültürünü ve bağımsız yargıyı hiçbir dönemde oluşturamamıştır. İşte böyle bir ortamda, Yegor Gaydar (1956-2009) SSCB’nin dağılmasından sonra özgürlük ve kişisel sorumluluk bilincinin gelişmesinin sağlıklı bir Rus toplumunun oluşturulması için kaçınılmaz faktörler olduğunu öngörmüştür. Elinizdeki kitabında, otoriter rejimlerin ve imparatorlukların çöküşlerini karşılaştırmalı olarak araştırmıştır. Sovyet İmparatorluğu sonrasında sadece petrol, doğalgaz ve hammaddeye dayalı bir ekonomi yönetimi ile sağlıklı ve iyi işleyen bir toplumun kurulamayacağını ortaya koymaktadır. Bu kitap, Sovyet İmparatorluğu’nun çöküşünü karşılaştırmalı olarak anlatmakla kalmayıp, Rusya’nın bugünkü ekonomik ve politik yapısına da ışık tutan önemli bir referans eserdir.

  • Metafizik Nedir?

    Antik ve orta çağlarda, metafizik “varlık olmak bakımından varlığı”, “şeylerin ilk nedenlerini” veya “değişmeyen şeyleri” araştıran bilim gibi çeşitli şekillerde anlaşılmaktaydı. Bu kavrayışlarda metafizikçi, gerçekliğin en genel ve evrensel özelliklerini araştırmakla ve gerçek olan her şey için geçerli olan en temel prensipleri keşfetmekle ilgilenmekteydi. Metafizikçinin daha yeni ve daha mütevazı bir metafizik anlayışındaki görevi ise, en temel veya asli kavramlarımızı tasvir edip bunların arasındaki çeşitli bağlantıların bir haritasını çıkarmaktır. Çalışılan kavramlar (örneğin zaman, mekân, neden ve benlik kavramları) bütün rasyonel varlıkların kendilerini ve onları çevreleyen dünyayı anlamlandırmak için bu kavramlara sahip olmaya ihtiyaç duyacakları anlamında temel kavramlardır. Bu görüşe göre metafizik “insan düşüncesinin bir tarihi olmayan muazzam büyüklükteki merkezî çekirdeğine” dair bir araştırmadır.

  • Çağdaş Felsefi Bilinç Kuramları

    Çağdaş felsefi bilinç kuramlarının ana çerçevesini doğalcılığın fizikselcilikle eşitlendiği veya ona dayandırıldığı yorumlar belirler. Bu çerçevenin en temel özelliği ise teizmin hem yöntemden hem de ontolojiden dışlanması, doğalcılık ve teizm arasında bir çelişki olduğunun kabul edilmesidir. Bilinç konusu da bu çelişkinin en bariz destekleyici olarak sunulur. Sunulan bu dünyada en fazla panpsişizm ve Budizm gibi teist olmayan inançlara yer vardır. Ancak özellikle fenomenal deneyim ve özgür iradeyi açıklamaya ilişkin sorunlara dikkat edildiğinde, doğalcılığın bu yorumlarının kendi sınırlarını zorladığı da ortaya çıkar. Bu bağlamda şu soruları dile getirmek anlamlıdır: Peki, gerçekten doğalcılık zorunlu olarak ateizmi gerektirir mi veya başka bir deyişle doğalcılık ile teizm birbiriyle çelişir mi? Doğalcılığın farklı bir yorumunda, bilince dair bilimsel bulguların teizmle çelişmeyecek hatta izah gediğini kapatacak şekilde yorumlanması mümkün değil midir?

  • Siyasal Düzen

    Kitabın birinci bölümü genel olarak siyasal düzenin mahiyeti üzerinde duruyor. Bu bağlamda, evrensel seviyede aranan veya benimsenen bir siyasal düzen modelinin var olup olmadığı tartışması yapılıyor. Kabaca da olsa kültürler arası tarihsel bir taramanın gösterdiği üzere, kökenleri insan tabiatına dayanan belli bir siyasal düzen modeli fikrinin, fiiliyatta ne ölçüde hayata geçirildiğinden bağımsız olarak, tüm dünyada her zaman muteber veya ideal görüldüğü sonucuna varılıyor. Bu ideal durum, bir yandan kamusal düzeni tesis edebilecek ve etkin bir yönetim kurabilecek şekilde iktidarın temerküzüne, diğer yandan da adalet düşüncesi üzerinden iktidarın sınırlandırılmasına dayanıyor. Bu şemada adalet nosyonu kritik bir yerde duruyor. Zira iktidar temerküzü, mantık gereği, iktidarın kendi cinsinden bir karşı iktidarla sınırlandırılamayacağı anlamına geliyor. Geriye muktedirlerin kendi kendilerini sınırlandırmaları seçeneği kalıyor, ki bu da müşterek ve aşkın bir adalet anlayışıyla sağlanıyor.

  • Yeniçeriliğin Tarihi 2. Cilt

    İkinci cilt iki ana bölüm olarak tasarlandı. İlk bölümde Yeniçeri Ocağı ve yeniçerilerin sefer durumu ele alındı. Yeniçerilerin sefere katılan ve katılmayanları belirlendikten sonra birinci ciltte ele alınan tashih ve be-dergâhın sefere götürme vasıtaları çok yönlü bir uygulama olduğundan teferruatlı şekilde gösterildi. Akabinde ise yeniçerilerin savaş kabiliyetleri, organizasyonları ve ordu içindeki durumları incelendi. Birinci bölümde son olarak kaldırılmaya kadarki süreçte ocağın durumu değerlendirildi. Tabii bu kısım, üzerinde daha mufassal çalışma yapıldığından biraz kısa tutuldu. İkinci bölümde yeniçerilerin maaşları, tayinat ve tahsisatları, ortaların malvarlıklarının idaresi, yeniçerilerin askerlik dışı işlerle meşguliyetleri ve karşılığında tabi oldukları mali mükellefiyetler incelendi. İlk bölümde olduğu gibi ikinci bölümde de ele alınan hususlar yüzyıllar boyunca büyük değişiklikler gösterdiğinden ilk halleri veya başlama zamanları tespit edilmeye gayret edildi ve sonrasındaki değişiklikler gösterildi.

  • Yeniçeriliğin Tarihi 1. Cilt

    Kitabın bu ilk cildi geniş bir giriş kısmıyla beraber iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında yeniçeriliğin kuruluşu, teşkilat yapısı ve geçirdiği değişim, ortaların yapısı, zabitler ve görevliler klasik dönem temelinde ele alındı. Yeniçeri Ocağı’nın insan kaynağına ayrılan birinci bölümde, ocak tarihi boyunca nefer istihdamındaki değişim ve farklı usuller yanında diğer sınıflara geçişler ele alındı. İkinci bölümde ağırlıklı olarak klasik dönem sonrasında merkez-kale-taşra mevcutları, esâmî işlemleri incelendi. Bu bölümde ayrıca giriş kısmında ele alınan klasik dönem yapısında meydana gelen değişiklikler ve nefer mevcudundaki artışın zabitlerin derecesine ve ortaların idaresine tesirleri tespit edildi.

  • Siyasetin Yeni Bilimi

    Bu kitap, 1952 yılında Chicago Üniversitesinde yayımlanan New Science of Politics isimli kitabımın tercümesidir. Bu kitabın ortaya çıkış serüveni hakkında bir aydınlatma, okuyucunun onu daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır. Kitabın altı bölümü, 1951 yılı güz döneminde Chicago Üniversitesinde sunduğum Hakikat ve Temsil konulu Walgreen Lectures seminerinin notlarıdır. Çağımızdaki siyasetin teorik problemleri hakkındaki bilgi pek yaygın olmadığından, yazının kitap olarak yayımlanmasında daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabileceği şekilde kitabın adını değiştirmek yayınevi tarafından uygun bulundu. Giambattista Vico’nun* Yeni Bilim’ini (Nuova Scienza) hatırlatır diye Siyasetin Yeni Bilimi (Die Neue Wissenschaft der Politik) adına karar verdim. Zira nasıl Vico’nun Siyasetin ve Tarihin Yeni Bilimi Galilei’ye muhalefet olarak tasarlandıysa, elinizdeki ders notları da pozitivizmin hâkim metotlarının aksine siyaset bilimini klasik anlamda yeniden tesis etme denemesidir. İncelemenin bu yönünü daha güçlü vurgulamak için bu notlara giriş bölümü eklendi. Walgreen Lectures seminerlerini sunma fırsatı, bu arada üç cilt olarak yayımlanmış olan Order and History isimli kitabımın (Louisiana State University Press - Oxford University Press) düzenlenmesiyle yoğun bir şekilde uğraştığım bir dönemde doğdu. Eğer okuyucu burada sunulan teorinin ele alınan örneklerin dışında daha büyük malzeme ilişkilerine uygulanabilir olup olmadığını sorarsa, bunun cevabını Order and History’nin ciltlerinde aramak zorunda kalacaktır. Siyasetin ve tarihin bir teorisinin kısa tasviri, bu teorinin üzerinde geliştirildiği malzeme kütlesini sunamayacağı için bu kaçınılmazdır.

  • Bilgi Felsefesi Nedir?

    Okuyucuya önerimiz, bu kitabı baştan itibaren dikkatlice okumasıdır. Çünkü bu kitapta Türkçe literatürde olmayan türde bir felsefi problematik hâkimdir. Dikkatsiz okumalarda okuyucu açısından ortaya çıkabilecek daha olumsuz durum ise, felsefi tartışmaların Gettierci yöntemle yürütülüyor olmasından kaynaklanan anlama zorluğudur. Bu yöntemin temel özelliği, tartışmayı felsefi sorunun ortaya çıktığı (veya çıkması muhtemel) pratik durumlara dayanarak ele almaktır. Bu durum bizi meseleyi anlamak için hayal gücümüzü devreye sokmaya davet eder. Çünkü sabit pratik durumlar yazıya döküldüğünde ve analiz edildiğinde olduğundan daha karmaşık görünür, oysa yazıda ifade edilen durum, belki de gündelik hayatta karşılaştığımız ve bildiğimiz türden bir olayın tasviridir... Eğer konuya ve bu kitaptaki felsefi yönteme dair daha önce okuma yapmadıysanız (ki muhtemelen Türkiye’deki Öncül Analitik Felsefe ve Kualia Analitik Felsefe ekipleriyle karşılaşmadıysanız öylesiniz) bu kitabı baştan itibaren dikkatli bir şekilde bütünlüklü olarak okumanız gerekecektir. O zaman bu kitabın ne kadar zevkli ve güçlü bir felsefi içeriği olduğunu daha kolaylıkla kavrayabilirsiniz. Kitabın baştan sona organik bir bütünlüğe sahip olduğunu aklınızda tutmanız gerekir.

  • Siyaset, Ahlak ve Töre

    Sosyal bilimlerde önemli bir konuma sahip düşünürler, geliştirdikleri kavramlar açısından iki farklı grupta ele alınabilirler. Bunlardan birincisi, çok küçük anlam farklılıklarına sahip çok sayıda kavram geliştiren ve anlaşılmaları için kavram listeleri ve hatta okuma kılavuzları hazırlanan düşünürlerdir ki bu gruptaki düşünürlerin en önemlilerinden biri Max Weber’dir. İkinci gruptaki düşünürler ise az sayıda veya belki de tek bir kavramsal ayrıma sahip olmakla birlikte bu kavramı veya varyasyonlarını tüm eserlerinde kullanan düşünürlerdir. Bu gruba dâhil edilebilecek en önemli düşünürlerden biri olan Ferdinand Tönnies’in cemaat ve cemiyet ayrımı, tüm eserlerinin hem lafzında hem de ruhunda bir hayalet gibi dolaşmaktadır. Sosyal ilişkiler olsun, ekonomik veya hukuki ilişkiler olsun Tönnies hangi konuyu ele alırsa alsın onları, bu iki kavram altında incelemektedir. Ferdinand Tönnies’in seçilmiş eserlerinden derlediğimiz bu kitapta, onun üç eserinin çevirisi sunulmaktadır.

  • Amerika'da Yükseköğretim

    Amerika’da Yükseköğretim tarihsel arkaplanına girmeksizin ulusal miras zemininde yükseköğretimin ABD’deki mevcut sorunları hakkında kapsayıcı bir gündem inşa ediyor. Kitap yükseköğretimin temel tartışma alanlarında (lisans eğitimi, meslek eğitimi, erişim, giriş sistemi, yönetim, finansman, araştırma, yayın, daimi kadro vd.) halihazırdaki durum ve eğilimleri inceliyor. Amerikan yüksek- öğretim sisteminin kurumsal yapısının tartışıldığı Bağlam kısmı kurum tiplerini, kurumsal amaç ve hedefleri, büyüme yönelimlerini, akademik yönetimdeki sorunlare ele alıyor. En geniş kısmı oluşturan lisans ve lisansüstü düzeydeki temel konu başlıkları sekiz alt bölümde inceleniyor: Farklı türdeki diploma derecelerine yönelen talebin yapısı; harç ücretleri ve öğrenci kredi borçları; üniversitelerin fon ve kaynak yapılarında yaşanan yenilik, kriz ve değişimler; üniversiteye giriş ve kabul politikalarındaki çatışmalı eğilimler; yükseköğretimin kitleselleşme ve evrenselleşmesiyle ortaya çıkan kurumsal yayılım; müfredat geliştirme, öğrenme teknikleri ve öğreticilerin eğitimi alanlarındaki gelişmeler; eğitim-öğretimin farklı düzeylerinde gerekli reform başlıkları ile lisansüstü eğitimdeki kalite, okul terk ve araştırmacıların eğitimi. Üçüncü kısım hukuk, tıp ve işletme eğitimlerini vaka olarak seçiyor ve meslek eğitimi ile pratiğindeki sorunların doğasına eğiliyor. Bu üç meslek okulunda eğitim-öğretim ve öğretim üyesi meselelerine ilişkin hem yakın tarih hem de güncel gelişmeler ayrıntılı olarak ele alınıyor. Kitabın son kısmı ise araştırmanın değişen doğası ve organizasyonu, akademik yayınların niteliği ve gerekliliği ile akademik özgürlükler bağlamında daimî kadro sorunlarını çok boyutlu olarak tartışıyor.

  • Siyasi Dinler

    “Siyasi dinler” hakkındaki bu eser, ilk defa 1938 yılının Mayıs ayında Viyana’da yayımlandı. Yayınevinin geçici nasyonal sosyalist yönetimi, bu kitabın yayılması için pek gayret sarf etmediğinden eser, neredeyse hiç tanınmadı. Ama yine de, bilgili okuyucular nezdinde, diğer eserlerimle kıyaslanabilir düzeyde eleştirel tepkiler alacak kadar bilinirlik kazandı. Meseleyi ortaya koyma tarzımın son derece objektif olduğu, bu sebeple de aslında karşı çıkmaya niyetlendiğim dünya görüşlerini ve hareketleri –özellikle de Nasyonal Sosyalizmi– destekliyormuş gibi göründüğüm gerekçesiyle bana sitem edilmektedir. Yine bu tarzımın, kendi duruşumu şüpheye yer bırakmaksızın ortaya koyacak bir şekilde hüküm verme ve yargıda bulunma kararlılığından yoksun olduğu ileri sürüldü.

Yeni Çıkanlar

Siyaset, Ahlak ve Töre
Ferdinand Tönnies

Alman sosyoloji biliminin kurucularından Ferdinand Tönnies, 1887 tarihli Cemaat ve Cemiyet (Gemeinschaft und Gesellschaft) isimli kitabı ile düşünce tarihine ilişkin bir sentez ve kavramsal bir tasarım olarak cemaat ve cemiyet ayrımını geliştirdi. Bu kavram çifti, varyasyonlarıyla birlikte, onun tüm eserlerinin hem lafzında hem de ruhunda bir hayalet gibi dolaşmaktadır.

Bilgi Felsefesi Nedir?
Duncan Pritchard

Okuyucuya önerimiz, bu kitabı baştan itibaren dikkatlice okumasıdır. Çünkü bu kitapta Türkçe literatürde olmayan türde bir felsefi problematik hâkimdir. Dikkatsiz okumalarda okuyucu açısından ortaya çıkabilecek daha olumsuz durum ise, felsefi tartışmaların Gettierci yöntemle yürütülüyor olmasından kaynaklanan anlama zorluğudur. Bu yöntemin temel özelliği, tartışmayı felsefi sorunun ortaya çıktığı (veya çıkması muhtemel) pratik durumlara dayanarak ele almaktır.