Entelektüel yayıncılıkta yeni bir açılım.

Bir iktisat tarihinden daha fazlası

Dünya ticaretinin en önemli dönemine ışık tutan 'Güç ve Refah', Arap dünyasında yaşanan siyasî değişimler kadar, Orta Asya, Güney Asya ve Batı'da yaşanan değişimleri de aynı anda odak noktasına koymak suretiyle resmin tamamını görmüş bir kitap olarak başucu eseri sıfatını hak etmektedir.

İktisat tarihi çalışmaları her ne kadar teknik bir hususiyet olarak görünse de toplumların ve devletlerin varlıklarını ortaya koyması bakımından birer insanlık tarihi yahut sosyal tarih olarak da görülebilir.

Ronald Findley ve Kevin H. O'Rourke ortak imzasını taşıyan ve Küre Yayınları tarafından yayınlanan 'Güç ve Refah', ticaret, savaş ve dünya ekonomisini ele alırken toplumların bu üç unsur dışında ve bunlarla beraber ortak kültürel tarihini yazıyor. Ancak belirtmek gerekir ki ticaretin devlet ve toplumların birçok unsurunu aynı anda etkilediği bir durumda ticareti tek başına ele almak olanaksız gözükmektedir.

Oldukça kapsamlı içeriğiyle dikkat çeken 735 sayfalık kitapta on bölüm bulunuyor. Birinci bölümde 'Coğrafi ve Tarihî Arka Plan' başlığıyla dünya ticaretine doğru evrilme sürecinde, 8. asırdan itibaren dünyadaki siyasî sahne ve aralarındaki ilişkiler ele alınırken; ikinci bölümde 'Birinci Binyıl Dönemecinde Dünya Ekonomisi' başlığı altında İslam, Çin, Hint, Doğu ve Batı Avrupa medeniyet havzaları incelenerek ticaretin oluşturmaya başladığı dünya ekonomisinin etkileri üzerine duruluyor.

KÜRESELLEŞMEYE GİDEN YOL

Üçüncü bölümden itibaren kitabın aynı zamanda üst başlığı olan 'İkinci Binyılda Ticaret, Savaş ve Dünya Ekonomisi' bahsine giriş yapılıyor. Üçüncü ve dördüncü bölüm ikinci binyılda artık dünya ticaretinin oluştuğunu, belli başlı limanların, ticaret şehirlerinin öne çıktığını ve emtiaların belli güzergâhlar üzerinden nakledilmesiyle beraber tüm dünyanın kabul ettiği ticaret yollarının oluştuğunu görüyoruz. Aynı zamanda 1500'lerden sonra dünya ticaretini kontrol eden Osmanlı, İspanya, Portekiz ve Hollanda gibi devletlerin ticarî girişimleri bu bölümlerde ele alınıyor.

'Merkantilizm Çağı' beşinci bölümde ele alınırken, altıncı bölümde 'Ticaret ve Sanayi Devrimi' bağlığı altında Sanayi Devrimi'ne ticaretin katkıları ve ticaretin Sanayi Devrimi sayesinde gelişmesi ele alınıyor. Yedinci bölümden onuncu bölüme kadar ise emperyalizm çağının başlamasından küreselleşmeye giden yol inceleniyor.

Güç ve Refah, ele aldığı konu ve dönem dolayısıyla oldukça farklı devirlerdeki değişimleri, olayları görmeye çalışan ve bunda oldukça başarılı olan bir kitap olarak ilgililerine değerli bilgiler veriyor, yeni bakış açıları kazandırıyor.

İkinci binyıl öncesinde Avrupa, Bizans ve İslam dünyasında aynı anda geçerliliği olan, tarım ürünleri ve mamullerin gelişen şehirlerin kazançları arasında önemli bir yer tutması hem söz konusu şehirleri birer transit noktası haline getirerek ticaret rotalarının olgunlaşmasını temin etmiş, hem de şehirlerde önemli bir tüccar sınıfının oluşmasına katkı sağlamıştı. Örneğin Kahire, Basra, Bağdat, İstanbul gibi önemli ticaret şehirlerinden batıya, batıdan gelen mallar da hem bu bölgeye hem de Çin'e taşınıyordu. Avrupa'dan İslam dünyasına köle, kılıç, kürk, gümüş gelirken; İslam dünyasından batıya doğru biber, baharat, tekstil, ipek taşınmaktaydı. Ayrıca Sahraaltı Afrika'dan İslam dünyasına ve Güney Asya'ya altın, köle, fildişi, pirinç, kereste, demir gibi mamul ya da tarım ürünleri ticareti yapılmaktaydı.

Dünya siyasî tarihine dair geliştirilen tezler bir noktada ticarî ilişkileri de tanımlamaktadır. Belçikalı tarihçi Henri Pirenne'in 'Muhammed olmasaydı Şarlman olmazdı' cümlesiyle özetlenebilecek görüşü üzerine yıllardır devam eden tartışmaların değerlendirildiği kitapta Pirenne'in tezine karşı çıkanların görüşlerine şöyle yer verilmiş: 'Pirenne'in tezinin dayandığı temel, hepsinde de Batı'nın Bizans'a bağımlı olduğu papirüs, lüks, kumaş, doğu baharatı ve altın sikke olmak üzere, Batı Avrupa'daki 'dört yokluk'tu. Pirenne, elbette sadece bu maddelerin yok olduğunu değil, zamanlamasının Arap fetihleriyle bağdaştığını ispatlamak zorundaydı.'

DÜNYA TİCARETİ BU KİTAPTA

Arapların her şeyden önce neden batıyla ticareti sınırlamak isteyecekleri ve bunu istedikleri takdirde sınırlama güçlerinin olup olmadığı sorularını ortaya atan Daniel Dennett, Arapların Orta Asya'daki pagan göçerlerden, Hindistan'daki Hindu ve Budistlere, hatta Hıristiyan rakipleri Bizans dahil 'her türden kâfir' ile ticaret yaptıklarını ifade ederek Pirenne tezine karşı çıkmaktaydı. Ancak Pirenne tezine destek verenlerin argümanlarında bir doğruluk payı var gibi görünmektedir. Zira İslam fetihleri süresince Akdeniz ticareti kesintiye uğramış ve azalmıştı. Bu açıdan Pirenne'in tezi İslam fetihlerini küreselleşme karşıtı olarak konumlamaktadır. Ancak İslam'ın yükseldiği dönemde talebin azalıp azalmadığına dair yapılacak araştırmalar, arz edilen ürünlerin fiyatları ve miktarı hakkında daha sağlıklı bilgi edinmemizi sağlayacaktır. Öte yandan fetihler döneminde Batı ve İslam dünyası arasında ticarî ilişkilerin bir şekilde devam ettiği, tamamen kesilmediği söylenebilir.

Dünya ticaretinin en önemli dönemine ışık tutan 'Güç ve Refah', Arap dünyasında yaşanan siyasî değişimler kadar, Orta Asya, Güney Asya ve Batı'da yaşanan değişimleri de aynı anda odak noktasına koymak suretiyle resmin tamamını görmüş bir kitap olarak başucu eseri sıfatını hak etmektedir. İngiltere'de Sanayi Devrimi'nin kıvılcımları çıktığında dünyada nerelerin etkilendiğini, etkilenmiş olabileceğini tartışan ve aynı zamanda fikir üreten bir kitap olarak okurunu metnin dışına doğru da taşırmaktadır.

Küre Yayınları'nın titiz baskısı ve Ahmet Ataseven'in ustalıklı tercümesiyle iktisat tarihçileri başta olmak üzere, tarihçiler, sosyologlar ve diğer ilgili okurun dikkatine sunulan bu eser sosyal bilimciler için bir hazine niteliğinde.

Kitabın künyesi:

Güç ve Refah, İkinci Binyılda Ticaret, Savaş ve Dünya Ekonomisi, Ronald Findley, Kevin H. O'Rourke, çev: Ahmet Ataseven, Küre Yayınları,

İstanbul 2013

Kaynak : http://yenisafak.com.tr/kitap-haber/bir-iktisat-tarihinden-daha-fazlasi-3.7.2013%200-531248